Depremden Doğan Zararlar Nasıl Tazmin Edilir?

Deprem, Tazminat, Zararın tazmini, Sorumluluk, Avukat, Tazminat avukatı, Ankara avukat, Deprem zararı, Zarar tazmini, Yapı maliki, Yapı maliki sorumluluğu, Haksız fiil, Türk Borçlar Kanunu, Deprem sigortası, Zorunlu sigorta

BORÇLAR HUKUKUEŞYA HUKUKUGAYRIMENKUL HUKUKU

Av. İbrahim Altuğ Eliri

2/6/202412 min oku

gray and yellow concrete buildings under white clouds during daytime
gray and yellow concrete buildings under white clouds during daytime

Depremler, yeryüzünde sık sık yaşanan doğal felaketler arasında yer alır ve genellikle ciddi zararlara neden olabilir. Bu zararlar, maddi kayıpların yanı sıra can kayıplarına ve fiziksel tahribata da yol açabilir. Depremlerden kaynaklanan zararların tazmini ise genellikle karmaşık bir süreci gerektirir. Yasalara ve düzenlemelere dayalı olarak, depremden etkilenen bireylerin veya kurumların zararlarını telafi etme çabaları, adil ve etkili bir şekilde gerçekleştirilmelidir. Bu makalede, depremden doğan zararların tazmini ile ilgili yasalara, prosedürlere ve pratik ipuçlarına odaklanarak, bu sürecin nasıl işlediğini ve hak sahiplerinin haklarını nasıl koruyabileceğini inceleyeceğiz.

Avukat için bize ulaşabilirsiniz.

Türk Hukuku'nda deprem sonucu bir binanın yıkılması veya hasar görmesi durumunda, oluşan zararların tazmini için haksız fiil sorumluluğuna dayalı olarak tazminat davası açılabilir. Bu durumda, binanın yapımında veya denetiminde herhangi bir kusuru veya sorumluluğu olan kişiler, yüklenici, denetçi gibi, binada yaşayan veya yaşamayan herkesin zararlarını karşılamakla yükümlü olurlar. Yani, bir binanın yapımı veya denetimi sırasında kusurlu olan kişiler, binada meydana gelen deprem nedeniyle ortaya çıkan zararlardan dolayı zarar gören herkesin talep ettiği tazminatı ödemekle sorumlu tutulabilirler. Bu kişilere karşı tazminat davası açılabilir ve oluşan zararlar için hak aranabilir.

Türk Borçlar Kanunu'na göre, haksız fiillerden kaynaklanan sorumluluk, bir kişinin kusurlu ve hukuka aykırı davranışı sonucunda başkasına zarar vermesi durumunda ortaya çıkar. Bu durumda zarar gören kişi, zararın meydana gelmesine neden olan fiili gerçekleştiren kişiyi, yani zarar vereni, bu zararı tazmin etmekle yükümlü tutar.

Hukuk kuralları, zarar verici bir fiili doğrudan yasaklamasa bile, bu fiilin ahlaka aykırı olması durumunda yine tazminat sorumluluğunun doğabileceğini belirtir. Zarar gören kişi, yaşadığı zararın miktarını ve zarar veren kişinin kusurunu ispat etmekle yükümlüdür. Ancak bazen zararın miktarı tam olarak ispat edilemeyebilir. Bu durumda hakim, olayın gelişim sürecini ve zarar görenin aldığı önlemleri dikkate alarak, adil bir şekilde zararın miktarını belirler.

Türk Borçlar Kanunu'nun 69. maddesi, bir binanın veya diğer yapı eserlerinin malikinin sorumluluğunu düzenlemektedir. Buna göre, bir binanın maliki, bu binanın yapımında meydana gelen hatalardan veya bakımındaki eksikliklerden kaynaklanan zararı tazmin etmekle yükümlüdür.

Aynı şekilde, intifa ve oturma hakkı sahipleri de, binanın bakımındaki eksikliklerden kaynaklanan zararlardan malikle birlikte müteselsilen sorumlu tutulurlar. Bu durumda, sorumlular, kendilerine karşı sorumluluk doğuran diğer kişilere karşı rücu hakkına sahiptirler. Yani, zarar gören tarafından tazmin edilen zararlar nedeniyle sorumlu tutulanlar, kendi zararlarını tazmin etmek amacıyla diğer sorumlulara başvurabilirler.

Tazminat Avukatı için bize ulaşabilirsiniz.

Giriş

Deprem Nedeniyle Meydana Gelen Zararlar

Sık Sorulan Sorular

1) Deprem nasıl oluşur?

Deprem, yer kabuğundaki kırılmalar sonucunda meydana gelen yer hareketleridir. Genellikle iki kaya levhasının birbirine sürtünmesi veya sıkışması sonucunda ortaya çıkar. Depremler genellikle fay hatları boyunca oluşur. Bu fay hatları, yer kabuğundaki levhaların birbirine temas ettiği veya yakın geçtiği bölgelerdir.

Depremler, kaya levhalarının ani bir şekilde hareket etmesiyle meydana gelir. Bu hareketler sırasında enerji açığa çıkar ve bu enerji dalgalar halinde yayılarak depremin hissedildiği bölgelere ulaşır. Bu dalgalar, sismik dalgalar olarak bilinir. Yer kabuğundaki bu ani kırılmalar, depremin merkezi olarak adlandırılan bir noktada başlar ve bu noktadan yayılan dalgalar, depremin etkilerinin hissedildiği çevrede büyük hasara neden olabilir.

Depremlerin meydana gelme nedenleri arasında yer kabuğundaki levhaların hareketi, volkanik faaliyetler, yer altı maden çıkartılması gibi insan etkinlikleri ve tektonik hareketler gibi faktörler bulunmaktadır.

2) Artçı deprem ne demek?

Artçı deprem, bir önceki büyük depremin ardından meydana gelen ve genellikle daha küçük şiddette olan depremlerdir. Ana depremden hemen sonra veya bir süre sonra oluşabilirler. Ana depremin meydana getirdiği yer kabuğundaki gerilimlerin azalması veya dengeye gelmesi sırasında ortaya çıkarlar.

Artçı depremler, ana depremin meydana geldiği fay hattı veya çevresindeki küçük fay hatları boyunca meydana gelir. Bu depremler, ana depremin enerjisi ve etkisiyle tetiklenir ve genellikle ana depremden daha küçük bir büyüklüğe sahiptirler. Ancak bazen artçı depremler, ana depremden daha büyük olabilirler.

Artçı depremler, ana depremin ardından bölgedeki insanları daha fazla tedirgin edebilir ve hasar görmüş binaları daha da zorlayabilir. Bu nedenle, deprem sonrası acil durum planları yapılırken artçı depremler de dikkate alınmalıdır. Artçı depremler, depremin etkilediği bölgedeki yerleşimciler için bir süre boyunca devam edebilir.

3) Deprem sigortası ne kadar?

Deprem sigortası primleri, bir dizi faktöre bağlı olarak değişiklik gösterebilir ve her birey veya ev için farklı olabilir. Ancak genel olarak, deprem sigortası primleri şu faktörlere dayanarak belirlenir:

  1. Konum: Sigortalı binanın deprem riski altında bulunduğu coğrafi konum önemlidir. Yüksek deprem riskine sahip bölgelerde, primler genellikle daha yüksek olacaktır.

  2. Binanın Yapısı: Binanın yapısı, depreme karşı ne kadar dayanıklı olduğunu belirleyen bir faktördür. Daha sağlam ve depreme dayanıklı binalar genellikle daha düşük primlere sahip olabilir.

  3. Bina Değerleri: Binanın değeri ve mülkünün değeri, sigorta primlerini etkileyen önemli bir faktördür. Daha değerli binalar genellikle daha yüksek primlere sahip olacaktır.

  4. Sigortalı Miktar: Sigorta poliçesindeki tazminat tutarı da primleri etkiler. Daha yüksek bir tazminat tutarı, genellikle daha yüksek bir prim anlamına gelir.

  5. Sigortalının Geçmişi: Sigortalının önceki hasar geçmişi deprim sigortası primlerini etkileyebilir. Önceki hasarlar veya sigorta talepleri, sigorta şirketlerinin risk değerlendirmesinde dikkate alınabilir.

Bu faktörlerin kombinasyonu, bir kişinin veya bir mülkün deprem sigortası primini belirlerken rol oynar. Her bir durum farklı olduğu için, deprem sigortası primleri kişiden kişiye ve mülkten mülke önemli ölçüde değişebilir. Bu nedenle, en doğru prim miktarını belirlemek için bir sigorta temsilcisi veya uzmanından teklif almak önemlidir. Hukuki destek için bize ulaşabilirsiniz.

4) Deprem anında ne yapılmalı?

Deprem sırasında güvenliği sağlamak için aşağıdaki adımları izlemeniz önerilir:

  1. Panik Yapmayın: Sakin olun ve panik yapmayın. Kontrolü kaybetmek yerine sakin kalarak hareket etmeye çalışın.

  2. Bulunduğunuz Yere Göre Uygun Güvenli Alanı Bulun: Mümkünse bir masa, masanın altı veya kapı kenarı gibi sizi koruyabilecek sağlam bir yer arayın. Eğer bu mümkün değilse başınızı ve boyun bölgenizi korumak için ellerinizle başınızı ve boyun bölgenizi kapatın.

  3. Dışarıda İseniz Açık Alana Çıkın: Yüksek binalar, ağaçlar, elektrik telleri gibi düşebilecek nesnelerin altından uzaklaşın ve açık bir alana çıkın.

  4. Asansörleri Kullanmayın: Deprem sırasında asansörleri kullanmayın. Eğer bir asansördeyseniz hemen durun ve en yakın katın düşmesini bekleyin. Kapılar açıldığında, mümkünse asansörden uzaklaşın.

  5. Yangın, Gaz Sızıntısı ve Elektrik Problemlerine Dikkat Edin: Deprem sonrası yangın, gaz sızıntısı veya elektrik hatlarının hasar görmesi gibi risklere karşı dikkatli olun ve gerekirse yetkililere bildirin.

  6. Büyük Nesnelerden Uzak Durun: Dolaplar, raflar, camlar gibi büyük ve keskin nesnelerden uzak durun.

  7. Güvende Olduğunuzda Dışarıya Çıkmayın: Sarsıntı sürüyorsa veya bina hasar gördüyse, dışarıya çıkmayın. Bina güvenli olduğunda dışarı çıkın ve tehlikeleri değerlendirin.

  8. Haberleri Takip Edin: Deprem sonrası güncel bilgileri ve talimatları almak için radyo veya diğer haber kaynaklarını takip edin.

  9. Afet Çantanızı ve Acil Durum Malzemelerini Kullanın: Acil durum çantanızı ve içindeki malzemeleri kullanarak kendinizi ve diğerlerini güvende tutun.

Bu adımları takip ederek, deprem sırasında güvenliğinizi sağlayabilir ve riskleri en aza indirebilirsiniz.

5) Deprem nasıl olur?

Depremler, yer kabuğunun altında bulunan kayaların ani şekilde serbest bırakılması sonucu meydana gelir. Depremlerin oluşumunda genellikle tektonik levhaların hareketi ve gerilimi rol oynar. Yer kabuğu, tektonik levhalar adı verilen büyük parçalara bölünmüştür. Bu levhalar, birbirlerine sürtünerek veya birbirlerinden uzaklaşarak hareket ederler. Bu hareketler sırasında, kayalar arasında biriken gerilme enerjisi zamanla artar. Gerilme yeterince büyük bir seviyeye ulaştığında, kayalar aniden kilitlenir ve serbest bırakılır, bu da depremin meydana gelmesine neden olur.

Depremler, yer kabuğunun derinliklerinde veya yerin yüzeyinde meydana gelebilir. Derinliklerde meydana gelen depremler genellikle daha büyük ve daha şiddetli olabilir, çünkü enerjinin daha fazla mesafeyi kat etmesi gerekir. Yerin yüzeyinde meydana gelen depremler ise genellikle daha yakın ve daha yıkıcı olabilir, çünkü enerji daha az mesafede yayılır ve daha yoğun bir şekilde etkiler.

Depremler, birçok farklı nedenle oluşabilir, ancak en yaygın nedenlerden biri tektonik levhaların hareketidir. Ayrıca volkanik faaliyetler, yer altı maden çıkartma işlemleri, baraj inşaatları gibi insan faaliyetleri de depremlere neden olabilir.

Avukat ve Hukuki Danışmanlık için bize ulaşabilirsiniz.

Tazminatın Belirlenmesi

Türk Borçlar Kanunu'nun 51 ve 52. maddeleri, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini belirlemede hâkimin yetkisini düzenlemektedir. Bu maddeye göre, hâkim, tazminatın miktarını ve ödenme şeklini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önünde bulundurarak belirler. Eğer tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilirse, borçlu güvence göstermekle yükümlüdür.

Zarar gören kişi, zararın oluşmasına veya artmasına etki eden bir rol oynamış veya zararın doğmasına katkıda bulunmuşsa, veya tazminat yükümlüsünün durumunu kötüleştirmişse, hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Ayrıca, zarara hafif kusuruyla neden olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek durumdaysa ve adaletin gerektirdiği durumlarda hâkim tazminatı indirebilir.

Ölüm ve Bedensel Zararların Tazmini

Ölüm hâlinde uğranılan zararlar şunlardır:

  1. Cenaze Giderleri: Ölen kişinin cenazesinin düzenlenmesi ve defnedilmesi için yapılan masraflar.

  2. Tedavi Giderleri ve Çalışma Gücünün Azalması: Eğer ölüm hemen gerçekleşmemişse, hastalık veya yaralanma sonucu yapılan tedavi giderleri ve kişinin çalışma gücünün azalması veya tamamen kaybedilmesi durumunda oluşan kayıplar.

  3. Desteğinden Yoksun Kalan Kişilerin Kayıpları: Ölen kişinin ailesi veya bakmakla yükümlü olduğu kişilerin, ölüm nedeniyle desteklerinden yoksun kalmaları sonucu oluşan maddi ve manevi kayıplar.

Bedensel zararlar ise şunlardır:

  1. Tedavi Giderleri: Yaralanma veya hastalık sonucu yapılan tedavi masrafları.

  2. Kazanç Kaybı: Yaralanma veya hastalık nedeniyle işten uzak kalınması ve dolayısıyla kazanç kaybı.

  3. Çalışma Gücünün Azalması veya Yitirilmesinden Doğan Kayıplar: Yaralanma veya hastalık sonucu çalışma gücünün azalması veya tamamen kaybedilmesi durumunda oluşan maddi kayıplar.

  4. Ekonomik Geleceğin Sarsılmasından Doğan Kayıplar: Yaralanma veya hastalık sonucu gelecekteki ekonomik planların ve hedeflerin sarsılmasıyla oluşan kayıplar.

Destekten yoksun kalma zararları ve bedensel zararlar, Türk hukuk sisteminde titizlikle incelenir ve belirlenir. Bu tür zararların hesaplanmasında, sosyal güvenlik ödemeleri veya diğer türden alacaklar göz önünde bulundurulmaz. Zararın tespitinde, kişinin yaşam standardı, kazanç kaybı, tedavi giderleri ve gelecekteki zararlar gibi faktörler titizlikle değerlendirilir. Hesaplanan tazminat miktarı, hakkaniyet ve adalete uygun bir biçimde belirlenir ve bu miktar, durumun gereğine göre artırılamaz veya azaltılamaz.

Türk Borçlar Kanunu'nun bu hükümleri, sadece hukuka aykırı eylemlerden kaynaklanan zararlar için değil, aynı zamanda idari işlemlerden veya diğer sebeplerden kaynaklanan bedensel zararlar veya ölümle sonuçlanan durumlar için de geçerlidir. Mahkemeler, bir kişinin bedensel zarar görmesi durumunda, olayın özel koşullarını dikkate alarak, zarar görenin manevi tatminini sağlamaya yönelik kararlar verebilir. Özellikle ağır bedensel zararlar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarının manevi tazminat alması mümkündür.

Bu tür tazminatlar, maddi kayıpların yanı sıra, duygusal acı ve psikolojik etkileri de göz önünde bulundurarak belirlenir. Hâkimler, bu kararları verirken, adaletin sağlanması ve mağduriyetin giderilmesi ilkesini gözetirler.

Zararların tazmini için bize ulaşabilirsiniz.

Zorunlu Deprem Sigortasından Doğan Tazminat

Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK), Türkiye'deki tüm yapıları kapsayan bir sistemdir ve deprem kaynaklı maddi hasarların tazminatını sağlar. 01 Ocak 2024 tarihinden itibaren, DASK kapsamında bulunan tüm yapı tipleri için 1 Milyon 272 Bin TL'ye kadar olan maddi hasarları karşılamakla yükümlüdür. Bu, ev sahiplerine bir tür teminat sağlar ve deprem nedeniyle oluşan hasarlar için belirlenen üst sınırı ifade eder.

Afet Sigortaları Kanunu'nun 13. maddesi, zorunlu deprem sigortası bulunan ve deprem nedeniyle hasar gören binalara ilişkin tazminatın ödenmesiyle ilgili önemli bir düzenleme içerir. Kanuna göre, gerekli bilgi ve belgelerin temin edilmesi ve hasar tespitinin tamamlanmasını müteakip en geç otuz gün içinde tazminatın ödenmesi gerekmektedir. Bu düzenleme, deprem mağdurlarının zararlarını hızlı ve etkin bir şekilde telafi edilmesini sağlamak amacıyla getirilmiştir.

Tazminat Zamanaşımı Süreleri

- Eğer binada oluşan zarar, satıcının veya yüklenicinin ağır kusurundan kaynaklanıyorsa, bu durumda dava açma süresi 20 yıldır.

- Ancak, eğer binada oluşan zarar satıcının veya yüklenicinin ağır kusuru bulunmuyorsa, taşınmazlar için dava açma süresi 5 yıl, taşınırlar için ise 2 yıldır.

- Sigorta tazminatının muaccel olmasından itibaren geçen süre 2 yıl ve her şekilde rizikonun gerçekleşmesinden itibaren geçen süre ise 6 yıldır.

- Yapının kullanım izninin alınmasından itibaren, yapının taşıyıcı sistemi için dava açma süresi 15 yıl, taşıyıcı olmayan kısımlar için ise 2 yıldır.

- Türk Borçlar Kanunu'nda yer alan haksız fiile dayalı zarar ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren geçen süre 2 yıl, ancak deprem tarihinden itibaren geçen süre 10 yıldır.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı İle İlgili Yargıtay Kararı

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/16210 K. 2018/10351 T. 22.10.2018

"Mahkemece; davanın maddi tazminat yönünden kabulü ile, davacı K6 için hesap edilen 119.944,53 TL destekten yoksun kalma tazminatının deprem tarihi olan 23/10/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen (diğer olabilecek sorumluların kusurlarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak kaydıyla ve tahsilde tekerrüre yol açmayacak şekilde) tahsili ile davacı K6'ya verilmesine; davacı K7 için hesap edilen 1.663,86 TL destekten yoksun kalma tazminatının deprem tarihi olan 23/10/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen (diğer olabilecek sorumluların kusurlarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak kaydıyla ve tahsilde tekerrüre yol açmayacak şekilde) tahsili ile davacı K7'a verilmesine; davacı K8 için hesap edilen 1.876,82 TL destekten yoksun kalma tazminatının deprem tarihi olan 23/10/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen (diğer olabilecek sorumluların kusurlarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak kaydıyla ve tahsilde tekerrüre yol açmayacak şekilde) tahsili ile davacı K8'a verilmesine; davanın manevi tazminat yönünden kısmen kabulüne,30.000 TL manevi tazminatın deprem tarihi olan 23/10/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen (diğer olabilecek sorumluların kusurlarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak kaydıyla ve tahsilde tekerrüre yol açmayacak şekilde) tahsili ile davacı K6'ya verilmesine;15.000’er TL manevi tazminatın deprem tarihi olan 23/10/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen (diğer olabilecek sorumluların kusurlarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak kaydıyla ve tahsilde tekerrüre yol açmayacak şekilde) tahsili ile davacılar K7 ve K8’a verilmesine; fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir."

Tazminatın Belirlenmesi İle İlgili Yargıtay Kararı

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2010/11775 K. 2011/2707 T. 24.02.2011

"Davacı, davalı yüklenici tarafından ayıplı olarak inşa edilen konutun 17.8.1999 depreminde yıkılmış olması nedeniyle tazminat isteğinde bulunmuştur. Mahkemece, alınan bilirkişi raporunda taşınmazın satış bedelinin 30000-37500 TL 2010/11775 2011/2707 aralığında olduğu belirtilmiş, mahkemece bu rapor ases alınarak hüküm kurulmuştur. Davalı bu rapora arsa payı esas alınmaksızın hesaplama yapılması gerektiğini ileri sürerek itiraz etmiştir. Arsa payı tapusu davacı üzerinde kaldığı için hesaplama yapılırken arsa payı hariç olarak serbest piyasa rayici bulunmalıdır. Alınan bilirkişi raporunda hesaplamaya arsa payının dahil olup olmadığı hususunda bir açıklık bulunmamaktadır. Mahkemece arsa payı hariç taşınmazın serbest piyasa rayicinin hesaplanması konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir."

Siz de bize ulaşarak avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetlerimizden faydalanabilirsiniz

Bize Katılın ve Güncel Bilgilerden Haberdar Olun.